reklamlar

haberler

manşet haberler

8 Nisan 2016 Cuma

Adana Doktor, Hemşire, Forması, Önlüğü, Ucuz, Fiyatları

adana doktor önlüğü, bayan doktor önlüğü, doktor önlüğü nerede satılır, doktor önlüğü satın al, doktor önlüğü fiyatları, doktor önlüğü ingilizce, doktor önlüğü dikimi, doktor önlüğü fiyat, doktor önlüğü gittigidiyor, doktor önlüğü fiyatları, doktor önlüğü nerden alınır, doktor önlüğü gittigidiyor, doktor önlüğü modelleri, doktor önlüğü kadıköy, bayan doktor önlüğü fiyatları bay doktor önlüğü, doktor önlüğü nerede satılır, doktor önlüğü satın al, adana hemşire forması, uzun kollu hemşire forması, erkek hemşire forması, medikal hemşire forması, medikal marka hemşire forması, uçak hemşire forması, hemşire forması al, hemşire forması lacivert, hemşire forması

 

 

7 Nisan 2016 Perşembe

Havalar Isındı Çobanların Mesaisi Başladı!

Çetin kış koşullarının yaşandığı 2 bin 200 rakımlı en yüksek yerleşim birimlerinden olan Sarıkamış'ta, baharın gelişi en çok bölgedeki çobanları ve hayvan besicilerini sevindirdi. Yaklaşık 6 ay boyunca kar altında hayvanlarının bakımını ve beslenmesini kapalı alanlarda yapan çobanlar, havaların ısınması ve güneşin açmasıyla birlikte koyun sürülerini otlatmak için meralara bıraktı. Bir hafta önce dünyaya gelen kuzuların doğayla buluşması da ilginç görüntüler oluşturdu.

Sabah erken saatlerde evlerinden ayrılan çobanlar, bir tarafı karlarla kaplı mera ve çayırlık alanda koyunlarını otlatırken, bir taraftan da yorgunluklarını taşların dibinde yaktıkları ateşte demledikleri matara çayı içerek atıyor. Eşek ve köpekleri ile koyun sürüsünü akşam saatlerine kadar otlatan çobanlar, zaman zaman sürünün gerisinde kalan bir haftalık kuzuları da kucağında götürüyor.

Yaklaşık 40 yıldan bu yana hem hayvan besleyen hem de Şehitler Mahallesindeki küçükbaş hayvanların çobanlığını yaparak ailesinin geçimini sağlayan Efe Bozkurt (58), uzun süren kış mevsiminde hayvanların içeride beslenmesinin bütçelerini zorladığını anlattı.

Karların erimesi ve havaların ısınmasıyla "davar komu" dedikleri kapalı alanlardan koyun ve kuzuları meraya çıkarmanın sevincini yaşadıklarını belirten Bozkurt, şunları kaydetti:

"Hayvanlarımız 6 aydır içeride kaldı. Bu süre içinde ot, saman, yem artık hepsi bitti. Havaların ısınmasıyla koyunları kuzularıyla birlikte gün yüzüne çıkardık. İnşallah hep böyle güzel gider. Yine mayıs ayı sonuna kadar yağmur, çamur bazı zorluklar olacak. Ama hayvanlar 10. aya kadar meralarda beslenecek. Sıkıntımız 10. aydan sonra başlıyor. Buna da çoluk çocuğumuzun rızkı için katlanacağız

TBMM'nin 55 Yıllık Silüeti Değişiyor !

Meclis Başkanlık Divanı, olası terör saldırılarına karşı yeni önlemler paketiyle Meclis'in İsmet İnönü Bulvarı'na bakan ve doğrudan kaldırıma açılan cephesinin de güvenlik duvarıyla kapatılmasını kararlaştırdı. Bu uygulamayla, açıldığı 1961'den beri Şeref Kapısı ve merdivenli figürle TBMM logosuna yansıyan ön cephe görüntüsü, 55 yıl aradan sonra değişmiş olacak. Güvenlik duvarındaki estetik görünümün uygun bir sarmaşık türüyle sağlanabileceği belirtiliyor.

Başkanlık Divanı, İsmail Kahraman başkanlığında dün yaptığı toplantıda 33 maddelik yeni güvenlik önlemleri paketini kabul etti. Toplantıda, "İhtiyaç duyulan yerlere estetik görünümlü güvenlik duvarı" maddesi ile milletvekillerinin basın toplantısına aldıkları misafirlerine yerleşkeye giriş yasağı uygulanması konuları ve kararlarda geçen "Külliye" ifadesi tartışmaya neden oldu.

Muhalefetten bazı üyeler, ön cephenin sembolik anlamı nedeniyle duvar örülmesine itiraz ettiler. CHP'li Katip Üye Emre Köprülü, "Meclis sadece fiziki bir yapı değildir. Doğrudan sokağa açılan bu cephenin sembolik bir anlamı var. Zaten buradan kim iki adım atsa karşısına hemen polis çıkıyor. 24 saat resmi, sivil polisler her türlü önlemi alıyor. Buradan bir giriş zaten söz konusu değil. Ön cephenin kapatılması Meclis ile halk arasına duvar örülmesi anlamına gelir. Bir endişe varsa nöbet yerlerindeki polis sayısını artırırsınız olur biter" dedi. CHP'lilerin itirazlarına karşın bu madde oy çokluğuyla kabul edildi.

VEKİLE DEĞİL MİSAFİRE CEZA

Kabul edilen diğer maddeye göre milletvekilleri yanlarına misafir alarak ana binada basın toplantısı yapamayacak. Milletvekillerine bu konuda ceza verilemediğinden basın toplantısına katılan ziyaretçilere daha sonrası için yerleşkeye giriş yasağı konulacak. Muhalefetten üyeler, basın toplantısına davet ettikleri kişilerin genelde mağdur ve haksızlığa uğramış vatandaşlar olduğunu belirterek yasağı kabul etmeyeceklerini söylediler. CHP'li üyeler, "Gerçekte bununla ilgili güvenlik riski yok. Ana bina korunması gereken bir yer de milletvekili ofisleri değil mi?" deyince AK Partili üyeler "O zaman yeni binaya da aynı kuralı uygulayalım" önerisinde bulundular. Muhalefetin itirazlarına karşın AK Partililerin oylarıyla ana bina yasağı kabul edildi.

KÜLLİYE ANLAŞMAZLIĞI

Toplantıda uzun süre resmi belgelerde TBMM için yeni kullanılmaya başlanan "Külliye" ifadesi de tartışıldı. CHP'li Katip Üye Ali Haydar Hakverdi "İslamcı bir algı yaratmaya çalışıyorsunuz. Buranın adı külliye değildir TBMM'dir" dedi. CHP'li Köprülü de "Külliye Arapça bir kavram. Bugüne kadar TBMM için kullanılmamış. Neden bunda ısrar ediyorsunuz?" deyince AK Partililer "Kampüs de Fransızca" görüşünü dile getirdiler. Köprülü, "O zaman yerleşke diyelim; Türkçe. Zaten oturmuş bir kavram olarak bu kullanılıyor. İlla bir yerlere selam çakmak zorunda mısınız? TBMM'nin nesi sizi rahatsız ediyor? Milletin Meclisi tanımlaması mı, Türkiye ifadesi mi? Bu zorlama niye?" tepkisini gösterdi. AK Partililerin, "Külliye ifadesi tarihimize, kültürümüze sahip çıkmaktır. Genel Kuruldaki 16 avize de Türk devletlerini sembolize ediyor" deyince CHP'liler, "Türk devletlerini önemsiyorsanız Türkçe kullanalım, Arapça değil" dedile. Meclis Başkanı Kahraman'ın ise CHP'lilere "Siz Cumhurbaşkanlığında kullanıldığı için itiraz ediyorsunuz" dediği öğrenildi.

BÜLENT SARIOĞLU/ANKARA

Seçmen Bilgileri Siyasi Partilere Verilmeyecek !

Bilgisayar korsanlarınca internete yüklenen bir veritabanından, 49 milyon 611 bin 709 Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kimlik bilgilerinin servis edildiği ortaya çıkmıştı. Bu kimlik bilgilerinin arasında TC kimlik numarası, ad-soyad, anne-baba adı, cinsiyet, doğum tarihi, doğum yeri ve açık adres yeralıyor. Sözkonusu bilgilerin tüm dünyaya açılmış olması tartışmalara yol açarken, bilgilerin Yüksek Seçim Kurulu (YSK) sisteminden ele geçirildiğini düşünen Adalet Bakanlığı, Seçim Kanunu'nda değişiklik yapmak için harekete geçti. ARTIK VERİLMEYEBİLİRŞu anki düzenlemeye göre, siyasi partiler, seçimler öncesinde il seçim kurullarından seçmenlere ait bilgileri alabiliyordu. Yani seçimde oy kullanacak kişinin TC kimlik numarası, ad-soyad, anne-baba adı, cinsiyet, doğum tarihi, doğum yeri ve açık adres bilgilerine erişebiliyordu. Adalet Bakanlığı'nın bu konuya ilişkin yapacağı düzenlemeyle sözkonusu bilgilerin siyasi partilere verilmemesi öngörülüyor. Ya da siyasi partilere sadece ad-soyad ve sandık bilgileri gönderilecek. SORUŞTURMA BAŞLATILDI Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da kimlik bilgilerinin sızdırılmasıyla ilgili olarak çıkan haberler üzerine soruşturma başlattı. Bilişim Suçları Soruşturma Bürosunca, 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' ve 'bilişim sistemine girme' suçlarından başlatılan soruşturma kapsamında, ilk aşamada verileri haber sitesine sızdıran kişiler araştırılacak. Bu kapsamda, Ankara Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele ekipleri, internet sitesinin 'log kayıtları'nı inceleyecek.

4 Nisan 2016 Pazartesi

57 Çocuk İşçi Yaşamadan Öldü !

Mert İnan

Türkiye genelinde 2015 yılında meydana gelen işçi ölümlerinin istatistikleri ile meydana gelen ölümlerin nedenlerini "Adalet Arayana Destek Grubu" tarafından 490 sayfalık kapsamlı bir "Almanak" ile kamuoyuna duyurdu. 'Almanak'ın en acı sayfaları, daha hayatlarının başında çalışırken yaşamını yitiren çocukların anlatıldığı bölümler.

"İş Cinayetleri 2015" başlıklı çalışmada, 2015 yılı içerisinde Türkiye genelinde 1750 işçinin yaşanan iş kazalarında hayatını kaybettiği, bunlardan 57'sinin çocuk işçi olduğu belirtildi. 2012 yılından bu yana özel olarak hazırlanan almanağın bu yılki sayısında, sağlıksız çalışma koşulların nedeniyle silikozis hastalığına yakalanan işçiler ve güvenlik tedbirleri yeterli olmayan maden işçilerinin yaşadıklarına bizzat kendi ağızlardan yer verildi;

'Hastalığı bilmiyorduk bile'

Seramik Ustası Faruk Işılak: "Akşam işimiz bitince elimiz, yüzümüz, sırdan dolayı bembeyaz kesilir. Bir akşam mesai bitimi patron geldi. 'Sizin hastalığınız silikozis hastalığı. Çaresi de yok!' dedi yüzümüze karşı tehdit eder gibi. Hastalığı bilmiyorduk bile."

Özel bir seramik fabrikasında çalışan Erdal Nugay ise slikosiz hastalığına nasıl yakalandığını şöyle anlatıyor: "2007'de midem delindi. Ameliyat oldum. Çok üstünde durmadım. Tedavimden sonra beni yine aynı işe, ara vardiyaya verdiler. 2009'da emekli olunca nefes darlığı başladı. Ağustos 2015'te kalp krizi geçirdim. Doktorum bypass için göğsümü açtığında akciğerlerimi görmüş, yüzde 50'si duvar olmuş. Artık baloncuk yapıyormuş ciğerlerim benim, nefes alırken tehlikeli duruma girmiş. Doktor müdahalesiyle kurtuldum."

Daha 14'tüler

İşte Almanak'ta yer alan iş kazalarında yaşamını yitiren çocuk işçilerden bazıları:

Salih Sak (14): Uludere'de koyunları otlatırken kayalıklardan düşerek can verdi.

Hatice Dayanç (11): Burdur Bucak'ta tarlada çalışan çocuk tarım işçisi Dayanç, elini patos makinesine kaptırarak öldü.

Eyüp Ağırman (14): Babasıyla hayvanları otlatmaya giden Ağırman otlayan atın sürüklemesi sonucu Mardin Midyat'ta ödü

Bünyamin Buyun (14): "Çalıştığı inşaatın çay ocağında elektrik kaçağı nedeniyle akıma kapılan Buyun, Ankara Mamak'ta yaşamını kaybetti."

Halil İbrahim Alış (14): "Yaşıtlarıyla birlikte çalışmaya gittiği meyve bahçesinde kullandığı traktörün dereye yuvarlanması sonucu boğuldu.

Mazlum Candede (14): Van'ın Zaho Yaylası'nda birlikte çobanlık yaptığı kişi tarafından av tüfeğiyle vurularak yaşamını yitrdi.

İNŞAAT KAZALARI BİRİNCİ SIRADA...

2015 yılındaki iş kazalarının istatistikleri:

Yaşa göre: 2015'te 14 yaş ve altında 14 çocuk işçi; 15-17 yaş arası 35 çocuk-genç işçi; 18-27 yaş arasında 22 işçi; 28-50 yaş arasında 798 işçi, 51 yaş ve üstünde 432 işçi ile yaşı tespit edilemeyen 143 işçi hayatını kaybetti.

İş kollarına göre: 2015'te iş cinayetleri başlıca işkollarına göre şöyle dağılım gösterdi: İnşaat, yol işkolunda 418; tarımda 378; taşımacılıkta 219; belediye, genel işlerde 136; ticaret, büro, eğitim, sinemada 75; madencilikte 70; enerjide 48; metalde 46; gıda, şekerde 39; savunma, güvenlikte 35; sağlık, sosyal hizmetlerde 28; petrol, kimya, lastikte 21; gemi, tersane, deniz, limanda 20; çimento, toprak, camda 19; ağaç, kağıtta 18; turizm, konaklama, eğlencede 13; tekstil, deride 13 işçi çalışırken hayatını kaybetti.

İllere göre: İş cinayetlerinin en fazla meydana geldiği 10 ile ise şöyle: İstanbul 115, İzmir 84, Adana 78, Bursa 76, Konya 67, Manisa 54, Kocaeli 47, Ankara 42, Ş.Urfa 40, Kayseri 34 işçi.

Anayasa'daki Bu Maddeler Tartışılıyor!!

İktidar partisinin yeni anayasa konusundaki çalışması son sürat devam ediyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, anayasa hukukçusu akademisyenlerden oluşan bir heyetle, daha sonra da geçmişte Meclis Anayasa Komisyonu'nda çalışan AK Partili vekillerle toplantılar yapmaya başladı.

Bunlar sürecek.

Başbakan teori ile pratiği birleştirerek ideal bir anayasa yapımından yana.

Anayasa yazımının önümüzdeki 1-1.5 ay içinde tamamlanması talimatını vermiş durumda.

Ardından parti kurulları ve kamuoyunun görüşlerine başvurulacak.

Önce millete sormak, ardından teklife son noktanın konulması Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın da benimsediği görüş.

10 kritik konu başlığı

Başbakan, Ürdün seyahatinden dönerken genel çerçeveyi çizmişti.

Özgürlükçü niteliği ve insan onuruyla öne çıkacak bir anayasa yazılması gerektiğini birkaç kez vurgulamıştı.

Başkanlık, güçler ayrılığı ve karşılıklı denge-denetlemenin çok iyi tanımlanmasının önemine işaret etmişti.

Davutoğlu'nun, iki kamaralı sistemi prensip olarak uygun görmediği, şeffaf bir demokrasi ve hesap verebilir bir yönetimden yana olduğu yolundaki sözleri taze.

Başbakan, yetki kimdeyse sorumluluğun onda olmasına dayalı etkin bir yönetimden yana. Dolayısıyla, bu ilkeye dayalı bir yeni anayasa istiyor.

AK Parti'nin 2012'de sunduğu tasarıyı madde okuduğunu belirten Başbakan'ın, "Zihnimde sorular oluştu. Kendi aramızda tartışmamız gereken sorular var. 'Anayasa'nın başlangıcı olsun mu olmasın mı'dan başlayan, birçok teknik, hukuki soru var. 10 kritik konu başlığı var. Heyetler bunları çalışıyor. Bu konularda verilecek kararlar yeni anayasayı ortaya çıkaracak" demişti.

Davutoğlu'nun "zihninde oluşan sorular" bağlamında, bu ifadelerinin perde arkasında neler olduğunun peşine düştüm.

Edindiğim bilgiler şöyle:

İki seçim ayrı olabilir

- Bir önceki (2012) anayasa taslağında başkanlık seçimi ile milletvekili genel seçiminin aynı tarihte, birlikte yapılması uygun görülmüştü. Başkanın ve parlamentonun görev süresinin aynı olması anlamına gelen bir teklifte bulunmuştu.

AK Parti şimdi iki seçimin beraber yapılması konusu üzerinde tartışıyor. Bu kez teklifte "birlikte seçim" olmayabilir. Bunun siyaseten artıları eksileri masaya yatırılıyor. En çok kafa yorulan başlıklardan birinin bu konu olduğunu söylemeliyim.

Başkan 4, Meclis 2 yıl

- Süre konusunda da kritik bir tartışma yapılıyor AK Parti çalışmasında. Meclis'le başkanın seçim süresi tartışılıyor. ABD'de de olduğu gibi başkanın görev süresi 4 yıl olabilir ancak Meclis'in görev süresi konusunda seçenekler var. 4 yılda bir yenileme olabilir ya da ABD'deki modelden esinlenilecek Meclis'in üçte birinin seçimi 2 yılda bir yenilenebilir. İkinci seçeneğin üzerinde beyin jimnastiği yapılıyor.

- AK Parti teklifinin başkanlık sisteminin ABD'deki versiyonuna yakın olacağı kesin. ABD'de başkanlık sistemi var ancak çok güçlü bir kongre yapısı söz konusu. Bu kongre sistemine karşı Türkiye'de parlamenter sistem var ancak yetki yürütmede. Yani hükümet ve Başbakan'da. Bu çerçevede başkanlık sistemine geçilmesi halinde en hayati konu denge-denetleme mekanizmasının nasıl oluşturulacağı ve ne kadar başarılı olacağı. Bu nedenle AK Parti, güçlü başkana karşı yine güçlü bir parlamento hedefliyor.

Dar ya da daraltılmış bölge sistemi

- Güçlü parlamento için Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Yasası'nda temel değişiklikler yapılacak. Parlamentonun güçlü olması için parlamenterlerin adaylığı ve seçimi konularında baştan aşağı değişiklikler gündemde. Bu, siyasi varlığı liderin iki dudağının arasında olan parlamenter tablosunu da, "yürütmenin emrinde bir yasama" tablosunu da değiştirecek. AK Parti, bir yandan güçlü başkanlık sistemini getirirken, diğer yandan da Türkiye'nin deneyimini göz önüne alarak yasamanın yürütmeye karşı güçlendirilmesini sağlamayı hedefliyor.

- Seçim Yasası'ndaki değişiklik ise seçim sisteminde şimdiye kadar uygulanan yöntemi terk etmek anlamına gelecek. Türkiye'de barajlı d'Hont sistemi uygulanıyor. AK Parti, dar ya da daraltılmış bölge sistemine geçip geçmeme üzerinde duruyor.

Yüksek yargı üyelerinin seçimi

- En önemli konuk başlıklarından biri yargı. Genelde yargı bağımsızlığı özelde ise yüksek yargıya dönük kritik kararlar oluşturuluyor. Yüksek yargıdaki üye seçim ve atamalarının tamamını başkana bırakmanın doğru olup olmadığı tartışılıyor. AK Parti, bir kısmının başkan, diğer kısmının ise Meclis tarafından seçilmesini esas alıyor. Örneğin, 10 üyeli yüksek mahkemeye 5 üyenin başkan, 5 üyenin parlamento tarafından seçilmesi. Bu çerçevede Meclis üzerinden muhalefetin de üye seçmesi teklif edilebilir.

Yüksek yargıda 10 yıl sınırlaması

- Yüksek mahkeme üyelerinin görev süreleri de üzerinde durulan kritik konulardan biri. 65 yaş sınırlaması gibi süreler bir yandan yüksek yargı mensuplarını siyasi gelişmelere ve yürütmeye bağlı konjonktürel isimler olmaktan çıkarıyor ancak diğer yandan da ilanihaye üyelik yargının yürütmeye tahakkümü noktasında tersine bir olumsuzluk yaratabiliyor. Türkiye bunun örnekleri yaşadı. AK Parti, başkan ya da milletvekili 4 yıllığına seçilirken yargıda sürenin bu kadar uzun olmasını doğru bulmuyor. Üzerinde durulan seçenek yüksek yargı üyelerinin görev süresinin 5 ya da 10 yılla sınırlanması.

- Bu noktada; yargının tümüyle yeniden tanımlanacağı bir teklifin hazırlığını not edelim. Başbakan Davutoğlu, "Anayasa Mahkemesi'nin yaptığı millet egemenliğini kullanmak değildir, olmamalıdır. Mahkemelerin yaptığı işlevsel olarak adaleti ihdas etmektir. Egemenliği ise millet kendi seçtiği temsilciler üzerinden kullanır. Başka da kimse de milli iradeden bağımsız bir egemenlik tasavvur edemez" görüşünde.

Başdanışmanlar da katılıyor

Zaman zaman Başbakan'ın da mesaisine katıldığı anayasa çalışmalarında kritik bir aşamadayız.

Yukarıda sıraladığım konulara ilişkin son kararlar sadece yeni bir anayasa teklifini ortaya çıkarmayacak, Türkiye'nin nasıl yönetileceğini gösterecek.

İktidar partisi sıfırdan, yeni bir felsefeyle, yepyeni bir anayasa yapılmasına çalışıyor.

"Özgün" bir metin ortaya koymayı amaçlıyor. Başbakan, parlamenter sistemin Türkiye'deki sakatlıklarını ilişkin tecrübeler ışığında şekillenecek ancak başkanlık sisteminde check and balance'ı önceleyen, döneme ya da kişiye bağlı olmayan yeni bir anayasa hedefliyor.

Anayasa taslağı tamamlandıktan sonra bölümler halinde kamuoyunda tartışmaya açılacak.

Hemen belirtelim; parti ve hükümet cephesinde yürütülen anayasa çalışmalarının her aşamasında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da bilgilendiriliyor.

AK Parti heyetinin çalışmalarına, Cumhurbaşkanı'nın bu konuyla ilgili görevlendirdiği başdanışmanları Mehmet Uçum ve Şeref Malkoç da katılıyor. Çalışmanın sonunda teklif oluştuğunda Cumhurbaşkanı ile Başbakan'ın metnin üzerinden son bir kez geçeceklerine kuşku yok.

Serpil Çevikcan

1 Nisan 2016 Cuma

Kış lastiği uygulaması sona erdi

Ünsal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de ticari araçlar için kış lastiği kullanımının bugün itibariyle sona erdiğini söyledi.

Yazlık modellere geçişlerde özellikle doğu bölgesindeki sürücülerin acele etmemesi gerektiğini anlatan Ünsal, geceleri sıcaklıkların düştüğünü hatırlattı.

Yazlık modellere geçişte herhangi gibi bir zorunluluk bulunmadığını belirten Ünsal, hava sıcaklıklarının 7 derecenin üzerinde olduğu bölgelerde sürücülerin kış lastiklerini çıkarabileceklerini ifade etti.

Kazaların önlenmesinde kış lastiği kullanımın önemine değinen Ünsal, "Türkiye'nin doğusunda kış halen sürüyor. Sıcaklıkların 7 derecenin altına düştüğü bölgelerdeki sürücülerimiz hemen yazlık lastiklerine geçmesin. Mevsim artık 7 derecenin üstüne otursun, lastiklerimizi öyle değiştirelim. 7 derece bizim için vazgeçilmez bir özelliktir" dedi.

Sürücülerin bilinçlenmesiyle kış lastiği kullanımın arttığına dikkati çeken Ünsal, şunları kaydetti:

"Türkiye'de kış lastiği kullanım oranı yüzde 35'lere kadar yükseldi. 1 Nisan itibariyle herkes kışlık lastiklerini değiştirebilir. Buna kimsenin diyecek bir şeyi yok. Biz yasadan çok insanların sağlığını ve canını düşünerek kış lastiklerini değiştirmeleri konusunda acele etmemelerini öneriyoruz. Sürücülerimiz muhakkak 7 dereceyi göz önünde bulundurmalı.7 derecenin üzerinde kış lastiği kullanımı yakıt tüketimini arttırır. Dolayısıyla artı 7 derecenin üzerinde yaz lastiği kullanılmalı. Yaz koşullarında yaz lastiği, kış koşullarında kış lastiği kullanılmalı."

Personel Sağlık Personeli Sağlıkçılar PersonelSaglik.NET

Haberdata.com Güncel Son Dakika Haberleri